Bizim çocuk biraz fazla demokrat.
Her konuda kendi kararını vermek istiyor.
Ne yiyeceğine kendi karar verecek.
Ne zaman yatacağına kendi karar verecek.
Oyuncağını paylaşmak istemiyorsa paylaşmayacak.
Ödev yapmak istemiyorsa biraz bekleyecek.
Markette kendini yere atmak istiyorsa atacak.
Çünkü sonuçta özgür bir birey.
Biz de modern ebeveynleriz.
Çocuğun kararlarına saygı duyuyoruz.
Hatta bazen o kadar saygı duyuyoruz ki evde kararları çocuk alıyor, biz de yürütme kurulunda oturuyoruz.
Arkadaşına vuruyor mu?
“Bir problemi var, kendini ifade edemiyor.”
Oyuncağını paylaşmıyor mu?
“Paylaşmak zorunda değil.”
Sürekli bağırıyor mu?
“Duygularını yaşıyor.”
Sınıfta yerinde durmuyor mu?
“Çok enerjik.”
Ödev yapmıyor mu?
“Belki de öğrenme şekli farklı.”
Öğretmen biraz sınır koymak gerektiğini söylüyor.
Bizim cevap hazır.
“Evde aslında çok akıllı.”
Çünkü bizim çocuk akıllı.
Hem de çok.
Sadece bazen aklını bizim aleyhimize kullanıyor.
Bazen çocuklarımızı o kadar güzel savunuyoruz ki insan çocuğun değil, bizim mahkemede olduğumuzu düşünüyor.
Çocuk duvara resim yapıyor.
“Sanatsal.”
Kardeşinin oyuncağını kırıyor.
“Merak ediyor.”
Markette kendini yere atıyor.
“Duygularını bastırmıyoruz.”
Misafirin çantasını karıştırıyor.
“Çok meraklı.”
Sonra çocuk büyüyor.
Bir gün hayat karşısına çıkıp “Hayır” diyor.
Çocuk şaşırıyor.
Çünkü hayat ona daha önce hiç sınır koymamış.
İşte burada ebeveynlik biraz değişiyor.
Çünkü çocuğun özgür olması başka bir şey, sınırsız olması başka bir şey.
Çocuğun fikrini dinlemek başka bir şey, evin bütün kararlarını ona bırakmak başka bir şey.
Duygusunu kabul etmek başka bir şey, her davranışını onaylamak başka bir şey.
Bence çocuklara verebileceğimiz en güzel özgürlüklerden biri de sınırları bilmeyi öğretmek.
Çünkü gerçek hayat, her istediğimizde “Evet” demeyecek.
Her arkadaşımız oyuncağını paylaşmayacak.
Her öğretmen bizim çocuğumuzu anlayışla karşılamayacak.
Her işveren “Bugün canım istemiyor” dediğimizde anlayış göstermeyecek.
Her insan bizim duygularımızı merkeze koymayacak.
O yüzden çocuğumuza bazen “Hayır” demek, onu kısıtlamak değil.
Onu hayata hazırlamak.
“Sen kötü bir çocuk değilsin ama yaptığın şey doğru değil.”
Bu cümleyi çocuklarımızın duymaya ihtiyacı var.
Çünkü hata yapmakla kötü olmak aynı şey değil.
Sınırla sevgisizlik de aynı şey değil.
Bazen çocuğumuzun yanında olmak, onun yaptığı her şeyin yanında olmak anlamına gelmez.
Hatta bazen gerçek anlamda yanında olmak, yanlış yaptığında karşısında durabilmektir.
Yoksa bizim çocuk biraz fazla demokrat.
Evde herkesin fikrini dinliyor.
Sonra kendi istediğini yapıyor.
Biz de demokrasi kazandı sanıyoruz.
Oysa bazen sadece çocuk kazanıyor.
Ve biz ebeveynler olarak koltuğumuzda oturup düşünüyoruz.
“Bu çocuk böyle ne ara büyüdü?”
Cevabı aslında çok basit.
Biz onu büyütürken biraz fazla oy kullandırdık. 😄