Hava biraz puslu bugün,
Hüseyin Şeyh’in rüzgârı serin esiyor.
Meydanda çaylar taze, dumanı üstünde;
Ama dillerde bir başka hararet,
Bir başka telaş:
"Kim aday?" "Kimin eli kimin cebinde?"
Belediyenin önünden geçiyorum,
Taşlar dile gelse de anlatsa;
Hangi vaatler verildi şu kaldırımda,
Hangi eller sıkıldı seçim uğruna...
Rakımı bilmem ama,
Hendek’in siyaset baremi hep yüksek.
Eskidendi o, sağ-sol kavgası,
Şimdi mevzu: "Bizim uşak mı, öteki mi?"
Muhtarlık yarışı bile,
Sanırsın Birleşmiş Milletler zirvesi.
Oysa ne güzel demiş Orhan Veli;
“Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.”
Bizimkiler nutuk kısmında biraz usta.
Anons araçları geçiyor sokaklardan,
Cıstak cıstak bir müzik,
İçinde memleket sevdası...
Sorsan hepsi aşık bu şehre,
Sorsan hepsi feda edecek kendini;
Ama nedense hep o koltuğa oturunca hatırlanıyor sevda.
Pazaryeri dertli, esnaf düşünceli,
Siyasetçinin derdi ise oy pusulası.
Bedava değil ya bu işler;
Bir selam, bir kelam,
Bir de "Hallederiz kadim dostum" yalanı.
Ben yine de seviyorum bu hengameyi.
Kıraathanede yükselen sesleri,
Yarım kalan çayları,
Ve her seçim sonrası gelen o meşhur sessizliği...
Hadi eyvallah,
Benim işim değil bu derin mevzular.
Gidip bir simit alayım fırından,
Yanına da bir demli çay;
Siyaset sizin olsun,
Huzur benim...
Hendek’in Sokağında Siyaset
Ali Hamdi KAHVECİ
Yorumlar