​Bizim sokağın çöplük reisi Niyazi’yi bilirsiniz; hani şu geçen kış mahallenin boksör kırması köpeğiyle "Burası benim mıntıkam" kavgasına girip, kuyruğunun yüzde yetmişini cephede şehit veren tekir.
​Geçen gün bakkalın önünde güneşe karşı serilmiş, arkasında kalan o üç santimlik pelüş uzantıyı saatin sarkacı gibi neşeyle sallıyor. Dedim: "Yahu Niyazi, geçmiş olsun, karizma çizildi, fiyakan gitti."
​Şöyle tek gözünü açtı, bana öyle bir baktı ki... Sanki ben sabah dokuz-akşam beş mesaiye giden bir enayiyim de, o sırf canı sıkıldığı için dünyayı yöneten bir milyarder. Gözleriyle resmen şunları söyledi:
​Kuyruksuzluğun Ticari ve Sosyal Avantajları
​"Yahu insanoğlu," dedi Niyazi (valla billa gözleriyle dedi), "siz harbiden vizyonsuzsunuz. Bir düşün bakalım, kuyruğun olmamasının bu piyasadaki lüksünü:"
​Sıfır Amortisman Maliyeti: Diğer salaklar bütün gün o upuzun kuyruğu yalayacağım, tarayacağım, pireden temizleyeceğim diye helak oluyor. Dil aşınması, tükürük kaybı! Ben o mesaiyi bakkalın önünde uyuyarak değerlendiriyorum.
​Kapı Kapasitesi Artışı: Eskiden bakkal kapıyı kapatırken 'Aman kuyruğum sıkışacak' diye panik yapardım. Şimdi kapı kapansa ne olur? Arkada sıkışacak mal kalmadı ki! Kapılardan jet gibi geçiyorum.
​Yalan Dünya Sinyalleri: Kedi milleti sinirlenince kuyruk sallar, sevinince diker... Bütün hislerim kabak gibi ortadaydı. Şimdi sinirleniyorum, arkada tık yok. Karşımdaki köpek 'Bu kedi bana yalakalık mı yapıyor, yoksa kafa mı tutuyor?' diye düşünürken ben ciğeri kapıp kaçıyorum. Stratejik deha!
​"Biz Bu Dünyaya Fazlalıklarımızı Atmaya Geldik!"
​Biz insanlar dertlerimizi, borçlarımızı, eski sevgililerimizin anılarını arkamızda upuzun birer kuyruk gibi taşır, sağa sola çarpar dururuz. Niyazi ise hayatın yükünü hafifletmenin yolunu radikal bir cerrahiyle çözmüş.
​Geçen gün mahallenin sosyetik kedisi Pamuk bunu görüp "Ay kuyruğuna ne oldu senin?" diye burun kıvırdı. Bizimki istifini bozmadı, arkasındaki o mini pırpırı iki kere sallayıp arkasını döndü. O an anladım ki; kuyruğun uzunu makbul olsaydı, devlete vergisini öderdik.
​Niyazi’den Orhan Veli’ye Selam:
"Hava bedava, su bedava;
Kuyruğu köpeğe kaptırdık ama,
Geriye kalan o üç santimlik neşe,
Vallahi dünyaya bedel usta!"