Bilgisayarların asla rastgele sayı üretemeyeceğini ve hayatta şans ya da tesadüf dediğimiz şeyin ardındaki o muazzam düzeni sorguluyoruz.

Şu an bu yazıyı okuduğunuz cihaz, o çok güvendiğiniz makineler, teknolojik cihazların size sürekli yalan söylediğini söylesem ne yapardınız?

Dijital evrende atılan bir zar, ekranda dönen bir çark veya şifreleme sistemlerinin ürettiği o karmaşık sayılar... Bize hep bunların "rastgele"(sözde) olduğu söylenir. Oysa işin aslı hiç de öyle değildir. “Bir bilgisayar, doğası gereği asla sıfırdan, tamamen rastgele bir sayı üretemez.” Çünkü bilgisayarlar nedensellik(yani elektrik var elektrik yok daha basit bir dille 0 ve 1) ilkesiyle çalışan, sadece kendilerine verilen emirleri kusursuz bir itaatle(doğruluğunu sorgulamadan) yerine getiren makinelerdir.

Siz ondan "rastgele bir sayı ver" dediğinizde içeride ufak bir kurnazlık döner. İşlemci o anki sıcaklık değerini, fareyi ekranda ne kadar hızla kaydırdığınızı, klavyedeki tuşlara basma aralığınızı veya sistem saatinin milisaniyelerini alır. Bunları devasa ve karmaşık bir matematik formülünün içine atıp yoğurur ve size "Al bakalım, bu tamamen şans eseri çıktı" der. (Size aklınızdan bir sayı söyleyin dediğimde o gün kaç kere esnediğinizi yürüdüğünüz adım sayısı ile çarpıp bunu rastgele o an aklımdan geldi diye bana söylemeniz gibi) Yani o dijital zarın kaç geleceği, aslında farenizi ne kadar kaydırdığınız ve işlemcinizin o anki ısısı ile çoktan belirlenmiştir. (Bizlerde bunu rastgele diye yiyoruz :D) Bilgisayarda şans yoktur; sadece bizim göremediğimiz muazzam hızdaki bir hesaplama ve veri okuma süreci vardır.

Aslında biz insanlar da çok farklı değiliz. 'İçimden geldi' veya 'şans eseri aklıma düştü' diyerek verdiğimiz kararlar bile geçmişte yaşadığımız tecrübelerin, okuduğumuz kitapların, hatta o sabah içtiğimiz çayın(Çay : <3) zihnimizde yarattığı biyolojik ve psikolojik verilerin matematiksel bir sonucudur. (bunu tutum ve önyargı diye adlandırmışız kendimizce)

Peki, madem kusursuz sandığımız makineler bile bir şeyleri tesadüfen üretemiyor, her şey bir "nedene" ve "veriye" dayanıyor... Meselenin yönünü insan hayatına, adını “gerçeklik” Şey’e çevirelim.

Hayatı, arka planda binlerce lojistik ağın, coğrafi şartın ve anlık kararın aynı anda işlendiği o çok kapsamlı, devasa bir strateji oyunu gibi düşünelim. Oynadığınız o oyunlarda ekranda gördüğünüz bir "zafer" veya "yenilgi" asla rastgele değildir; öncesinde yapılan hamlelerin, biriktirilen kaynakların ve aylar/yıllar önceden kurulan tedarik zincirlerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Gerçek hayatta da yolda yürürken eski bir dostla(?) karşılaşmanız veya son anda kaçırdığınız o otobüs, aslında sayısız küçük değişkenin(0 ve 1’in) bir araya gelerek oluşturduğu kusursuz bir ağın sonucudur.

Filmlerde gördüğümüz 'Kelebek Etkisi' o sabah alarmı 5 dakika ertelemeniz (küçük bir 0 veya 1 değişimi), zincirleme reaksiyonla günün sonunda kiminle karşılaşacağınızı ve hayatınızın nereye evrileceğini baştan yazar.

Bizim "tesadüf" dediğimiz şey, belki de sadece denklemin bütününü göremeyecek kadar küçük bir pencereden bakıyor olmamızdır. Meseleyi isimlendirme çabamız insanlık tarihi boyunca hiç bitmedi. Kimimiz buna değişmez bir kader çizgisi dedi, kimimiz enerjilerin rezonansı, kimimiz de kozmik bir denge... İnanışlar, felsefeler ve isimler değişir ama hepsinin işaret ettiği ortak bir gerçek vardır: Arka planda tıkır tıkır işleyen, bizim algılamaya çalıştığımız ama tamamını asla kavrayamayacağımız o devasa, muazzam matematik.

Şimdi klavyenin ve farenin o "sözde" rastgeleliğinden çıkıp, kendi küçük ve gerçek dediğimiz Şey’e dönelim.

Peki bunlara göre sizce tesadüf ya da şans diye bir şey var mıdır ???? (: