Üniversite mezunu gençler, üniversite okumayanlar, çalışanlar, iş arayanlar, ev gençleri... Herkes gençlerin sorunları hakkında konuşuyor. Kimi ekonomiyi suçluyor, kimi eğitimi, kimi de teknolojiyi. Ama kimse asıl soruyu sormuyor: Gençlerin önündeki en büyük engel gerçekten nedir?
Bana göre bunun cevabı çok net: Gençleri dinlemeyi reddeden, yaşına güvenerek her konuda otorite sanan olduğunu insanların bir kısmı. Yanlış anlaşılmasın(ya da anlayın...) mesele yaş değil, zihniyet. Çünkü bazı insanlar, yalnızca “yıllar geçmiş” diye kendilerini mutlak doğru ilan ediyor. Gençlerin fikrini dinlemek yerine susturmayı tercih ediyorlar. Doğruyu söylesen "tecrübesizsin" diyorlar, farklı düşünsen "saygısızsın" diyorlar. Onlara göre genç olmak, otomatik olarak cahil olmak demek. Okuduğumuz okulu küçümsüyorlar. Seçtiğimiz mesleği eleştiriyorlar. Kurduğumuz hayallere gülüyorlar. Yaptığımız her işe mutlaka bir kusur buluyorlar. Çünkü bazı insanların gözünde eleştirmek bilgi göstergesidir. Oysa sürekli eleştirmek, üretmekten çok daha kolaydır.
En acı tarafı ise şu: Yenilikten korkuyorlar. Yeni fikirlere, yeni teknolojilere, yeni çalışma biçimlerine tehdit gözüyle bakıyorlar. Çünkü değişim, yıllardır kurdukları sözde ve sahte düzeni sarsıyor. Sonra da gençlerin neden umutsuz olduğunu sorguluyorlar. Sürekli bastırılan, küçümsenen ve susturulan bir nesilden özgüven beklemek büyük bir çelişkidir. Toplumun en büyük hatalarından biri de yaşı, haklılığın kanıtı sanmasıdır. Oysa yaş sadece geçirilen zamanı gösterir Aklı, vizyonu ya da doğruluğu değil. Tarih boyunca dünyayı değiştiren insanlar, "Sen daha gençsin." denilen kişilerdi. Bugün kullandığımız birçok teknoloji, fikir ve buluş; risk almaktan korkmayan gençlerin eseridir. Biz kusursuz olduğumuzu iddia etmiyoruz. Hata yapacağız, öğreneceğiz, gelişeceğiz. Ama bize hata yapma hakkı bile tanınmıyor. Sürekli yargılanan, küçümsenen ve susturulan bir nesilden mucizeler bekleniyor. Sonra da "Bu gençlik neden böyle?" diye soruluyor. Hayır. Bu gençlik umutsuz doğmadı. Umutsuz bırakıldı. Fikirleri değersiz görüldü, cesareti kırıldı ve potansiyeli sürekli gölgede bırakıldı. Gençlere güvenmeyen bir toplum, aslında kendi geleceğine güvenmiyordur. Çünkü yarını inşa edecek olanlar biziz. Bizi susturarak sadece bugünü koruyabilirsiniz, ama yarını inşa edemezsiniz. Gerçek değişim, gençlerin sesini kısmakla değil, o sesi dinlemekle başlar. Birilerinin zamanı gelir ve gider. Sonra başkalarının zamanı gelir.
“Hayat böyledir hiçbir makam, hiçbir unvan, hiçbir düzen sonsuza kadar sürmez. Değişime ve dönüşüme karşı sonsuza kadar direnemezsiniz. Çünkü değişim hayatın kaçınılmaz gerçeğidir. Unutmayın, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Gerçek değişim, gençlerin sesini kısmakla değil, o sesi dinlemekle başlar....”