Yapay zeka üretimi görsellerin, insan ruhu ve emeği olmadan "sanat" sayılıp sayılamayacağını felsefi bir bakış açısıyla sorgulayan yazı.

Geçtiğimiz günlerde Hendek Haber sayfalarımızda Hamdi Kahveci abimin yazısını okurken zihnimde bambaşka bir pencere açıldı. "Sanatın Yeni Birimi: Banknot" başlığı ile yazdığı yazıda Hamdi abi; cebindeki sıfırların gücüyle sanat dünyasında sahte bir saygınlık satın alanları, şiirin ruhunu sponsorluk bedellerine değişenleri haklı bir sitemle eleştiriyordu. Altına imzamı atacağım şu gerçeği hatırlatıyordu:

"İyi bir şiir insanı zenginleştirebilir ama hiçbir zenginlik, tek başına bir insanı şair yapmaya yetmez."

Atamızın o meşhur cümleleri aslında bu bakış açısını tam bir netliğe kavuşturuyor:

"Efendiler; hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz; hatta reisi-cumhur olabilirsiniz; fakat sanatkar olamazsınız."

Çünkü sanat; dille, fırçayla veya notayla yapılan bir tür ruh simyasıdır. İşin içinde yaşanmışlık, ter, gözyaşı, uykusuz geceler ve insan olmanın ağır yükü vardır.

Peki, meseleyi günümüzün teknoloji çağına taşıyalım (en sevdiğim kısım :D) ve şu felsefi soruyu soralım: Madem parayla, yani "insani bir gücün" zorlamasıyla bile gerçek sanat üretilemiyor; peki ya işin içinde "insan" hiç yoksa?

Bugün klavyenin başına geçip sadece birkaç kelime yazarak saniyeler içinde, daha önce hiç var olmamış, görsel olarak kusursuz tablolar üreten "Üretken Yapay Zeka" programları hayatımızın tam ortasında. Ne boya kokusu var ne de tuval başında çürütülen dirsekler... Ne bir kalp ağrısı çekmiş bu dijital ressamın, ne de nasır tutmuş parmakları var. Ortada sadece devasa bir veri tabanı, kodlar ve algoritmalar var. (şimdi tam alt kısımda göreceğiniz görsel Nano Banana Pro modeli ile üretilmiştir.)

Bilgisayarin Cizdigi Resim Sanat Midir

Şimdi soruyorum: İnsanın ruhundan kopup gelmeyen, ter dökülmeyen, içinde bir damla bile acı veya sevinç barındırmayan ama kusursuz görünen o eser... Gerçekten "sanat" mıdır? Yoksa tıpkı Hamdi abinin bahsettiği o ruhsuz organizasyonlar gibi, sadece göze hitap eden sentetik bir "gösteriş"ten mi ibarettir?