Bugün köşemde ne akademik bir kavram var, ne de uzun uzun anlatılacak teoriler… Bugün biraz daha kalpten, biraz daha evden yazıyorum.
Çünkü bugün benim kızım Masal 7 yaşına giriyor.
Bir çocuğun yaşı büyüdükçe, aslında bizim de içimizde bir şeyler büyüyor, değişiyor. İlk “anne” dediği anla, bugün kurduğu cümleler arasında koca bir dünya var. Ve biz çoğu zaman bu dünyanın hızına yetişmeye çalışırken küçük ama çok kıymetli detayları kaçırabiliyoruz.
O ilk adımlar, ilk kelimeler, ilk korkular, ilk cesaretler… Hepsi birer anı oluyor. Ama işin garip tarafı şu: Çocuk büyürken sadece o değişmiyor, biz de dönüşüyoruz. Sabretmeyi, dinlemeyi, bazen susmayı, bazen sadece sarılmanın yeterli olduğunu yeniden öğreniyoruz.
Eğitim deyince aklımıza genelde okul, dersler, başarılar geliyor. Oysa 7 yaş… Tam da karakterin şekillendiği, merakın zirve yaptığı, hayallerin sınırsız olduğu bir dönem. Masal’a bakıyorum; bazen bir sorusuyla beni susturuyor, bazen kurduğu bir oyunla bana hayatı yeniden öğretiyor.
Geçen gün bana şöyle dedi:
“Anne, büyüyünce iyi biri olmak zor mu?”
İşte bütün eğitim sistemini bir kenara bırakıp düşünmem gereken soru buydu.
Biz çocuklara çoğu zaman “başarılı ol”, “çalışkan ol”, “disiplinli ol” diyoruz. Ama belki de en başta söylememiz gereken şey şu:
“İyi bir insan ol.”
Çünkü iyi insan olmak; sadece doğruyu bilmek değil, doğruyu seçebilmek…
Sadece konuşmak değil, anlayabilmek…
Sadece kazanmak değil, paylaşabilmek…
Çocuk gelişimi dediğimiz şey sadece akademik başarı değil. Duygularını ifade edebilen, empati kurabilen, kendine güvenen, merak etmekten vazgeçmeyen çocuklar yetiştirmek… Asıl mesele bu.
Masal bugün 7 yaşında. Ama bana her gün şunu hatırlatıyor:
Çocuklar bizim anlattıklarımızdan çok, yaşattıklarımızla büyüyor.
Biz ne kadar sabırlıyız?
Ne kadar dinliyoruz?
Ne kadar gerçekten yanlarındayız?
Telefonu bırakıp gözlerinin içine bakabiliyor muyuz mesela?
Bir sorusunu gerçekten sonuna kadar dinliyor muyuz?
Yoksa “şimdi değil” deyip ertelediğimiz her an, aslında kaçırdığımız bir bağ mı oluyor?
Bazen bir ödevden daha önemli olan şey, birlikte gülmek.
Bazen bir doğru cevaptan daha değerli olan şey, çocuğun kendini ifade edebilmesi.
Ve bazen hiçbir şey söylemeden yanında oturmak… en güçlü eğitim.
Bugün Masal’ın doğum günü.
Ama aslında her doğum günü, biraz da ebeveynlerin kendine dönüp bakma günü.
Ben bugün kendime şunu soruyorum:
“Ben kızımın hayatında nasıl bir iz bırakıyorum?”
Cevabı mükemmel değil. Ama samimi.
Çünkü hayat da zaten kusursuz anlardan değil, gerçek anlardan oluşuyor.
Ve belki de çocuk yetiştirmenin en doğru hali de bu:
Mükemmel olmaya çalışmadan, gerçekten yanında olmak.
Onu bir kalıba sokmaya çalışmadan, kendi hikayesini yazmasına izin vermek.
Belki de büyümek…
Sadece çocukların değil, ebeveynlerin de hikayesi.
Masal’a ve tüm çocuklara…
Hayallerinin peşinden koşabildikleri, soru sormaktan hiç korkmadıkları, sevgiyle büyüdükleri bir dünya diliyorum.
İyi ki doğdun Masal kuşum…
Bana yeniden çocuk olmayı öğrettiğin için. 💛