Yapay zekanın neden gerçekten insan "hissedemeyeceğini", eşsiz beyin yapılarını ve o ulaşamadığımız "Duygu"nun kodlara neden indirgeyemeyeceğimizi sorguluyoruz.
Bugün dünyayı yerinden oynatan, saniyeler içinde kütüphaneler dolusu bilgiyi bir cümlelik sorumuz ile önümüze getiren yapay zekaları hayranlıkla izliyoruz. Milyonlarca satır kod, kusursuz algoritmalar ve durmaksızın çalışan işlemciler... Teknoloji öyle bir noktada ki, makine bizim yerimize düşünebiliyor, analiz edebiliyor.
Ama tam bu noktada, felsefi ve bilimsel duvar karşımıza dikiliyor: "Kod yazsak ne olur, asıl 'Duygu'yu yazamadıktan sonra?"
Makinelere mantığı öğrettik ama hissetmeyi neden öğretemiyoruz? Çünkü biz daha kendi "kaynak kodumuzu", yani o muazzam biyokimyamızı tam olarak okuyamıyoruz. Bilgisayarlar basit 0 ve 1’lerle çalışırken; insan zekası dopamin, serotonin, adrenalin ve bilimum başka kimyasallarla çalışır. Bizim "duygu" dediğimiz o karmaşık yapı, bir kod satırındaki "Eğer X ise Y yap" komutu kadar basit değildir. (belki milyarlarca if-else’den oluşuyor olabilir :D) Mesela, bir makineye "durum kötüyse üzül" komutu verirseniz sadece “Mış” gibi yapar. Oysa biz (ya da en azından ben), içinde bir nebze umut var ise o ihtimale tutunup her şeyi baştan yazabilen varlıklarız. Algoritmalar kesinlik ister, (0 ve 1 başka bir söylem ile elektrik var-elektrik yok) oysa insan ruhu o ufacık umut ışığından koca bir dünya yaratır. İşte o ışığı koda dökemiyoruz (mevcut teknolojimiz ile).
Dahası, bugün "standart" adını verdiğimiz bir insan zihnini simüle etmeye çalışsak bile; ADHD’li (DEHB) bir beynin o durdurulamaz yaratıcı kaosunu veya otizmli bir bireyin dünyayı algılayışındaki o eşsiz, saf ve derin detaycılığı makine diline çevirmemiz imkansız. Çünkü bu durumlar bir "yazılım hatası" değil, bambaşka birer işletim sistemidir. Psikolojisi bozuk bir insanın zihnindeki fırtınaları, geçmişin yaralarını ve travmaların yarattığı öngörülemez tepkileri hangi formülle hesaplayabilirsiniz? Bir makineye "kaygı" yükleyebilir misiniz, yoksa o sadece kaygılıymış gibi davranan bir veri yığını mı olur?
İşin aslına gelirsek; bizler daha kendi beynimizin kıvrımlarında kaybolmuşken, ulaşamadığımız "Duygu"nun, derin ve karmaşık hislerin dijital bir kopyasını yapamayız. Kod yazmak teknik bir beceridir; ama o koda bir hatıranın sızısını, bir özlemin ağırlığını veya bir ismin yürekte yarattığı o ince sızıyı eklemek henüz hiçbirimizin harcı değil.
Makineler dünyayı bizden hızlı analiz edebilir, evet. Ama gerçek bir insanın, hele ki zihninde farklı farklı davul çalan birinin dünyayı nasıl "hissettiğini" asla tam olarak kavrayamazlar.
Günün sonunda, belki de en büyük soru budur:
Makineler bizi her alanda taklit edebilir, hatta bizden daha "akıllı" görünebilirler... Ama gerçekten, bizim yerimize umut edip, bizim yerimize o ulaşamadığımız derinlikte üzülebilirler mi????? (: