​Siyaset dedikleri,
Gazetelerin birinci sayfası,
Radyodaki o asık suratlı sesler...
Bana ne efendim, bana ne!
​Benim derdim başka.
Mesela şu fırından yeni çıkmış ekmeğin buğusu,
Ya da ceketimin sökülen düğmesi.
Mebus bey nutuk atarmış kürsüden,
Vatan kurtulurmuş her akşamüstü;
Kurtulsun elbet,
Kurtulsun da...
Şu suyun tadı niye değişti?
Onu bir deyiverin hele.
​Hürriyet diyorlar,
Eşitlik diyorlar,
Güzel kelimeler vesselam.
Lakin ben rakımı içerken,
Güneş de batıyorsa şuracıkta;
İşte o anki hürriyeti
Hiçbir sandığa sığdıramıyorum.

Efendiler,
Siz yine dünyayı kurtarın,
Lafım yok.
Ama şu akşam güneşinin,
Sizin kararlarınızdan habersiz
Böyle güzel batması...
İşte ona bayılıyorum.