Bizim çocuk 1-A sınıfının kapısından içeri adımını attı. Bende bir gurur, bir gözyaşı... Tam "Büyüdü de okula başladı" diye duygulanacağım, sınıf öğretmeninin uzattığı o meşum kâğıtla göz göze geldim: 1-A Sınıfı İhtiyaç Listesi.
Orhan Veli yaşasaydı "Beni bu güzel havalar mahvetti" mısrasını derhal revize eder, "Beni bu kokulu, 12’li, sağlığa zararsız pastel boya mahvetti" diye baştan yazardı.
Efendim, kırtasiyeye değil, sanki Merkez Bankası’nın rezerv odasına girdik. Biz zamanında arkası tükürükle ıslatılan tek bir kırmızı kalemle koca primary school'u bitirdik. Şimdiki listede yazan maddelere bakıyorum: "Gövdesi ergonomik, ucu 2B, çocuk avucunu kavrayan ama ruhunu sıkmayan kurşun kalem." Yahu kalem bu! Yazacak işte: Ali topu tut. Ali o topu tutsun diye ben niye böbreğimi kırtasiyeciye bırakıyorum?
Listede bir de Resim Defteri var. Ama düz defter değil; 200 gramajlı, dokulu, sulu boyayı emen cinsten... Bizim çocuk üstüne bacası yamuk bir ev, bir de bulutların arasına gülücük atan sarı güneş çizecek. Sanırsın Louvre Müzesi restorasyon ekibine transfer oldu, Leonardo da Vinci’nin yarım kalan tablosunu tamamlayacak.
Kasiyer arkadaş hesap makinesine her bastığında, tuş sesleri kafamda daktilo gibi çınlıyor: Tak-tuk (bir maaş gitti), tak-tuk (gelecek ayın kirası sallantıda).
– "Ağabey," dedim, "çocuk sadece okuma yazma öğrenecek, roket yakıtı formülü çözmeyecek."
Kırtasiyeci acı acı gülümsedi. "Abi" dedi, "bunlar hep müfredat."
Eve geldik. Çantayı açtık, ganimetleri masaya serdik. Bizim ufaklık boya kutusunu burnuna dayamış, "Baba bak ne güzel kokuyor!" diyor.
"O kokan yeni defter kokusu değil evlat," dedim içimden, "Babanın bütçesinden göğe yükselen o incecik dumanın kokusu..."
Ne yapalım? Bizim cüzdan 1-A sınıfında sınıfta kaldı ama çocuğun o gözlerindeki ışık için değer. Varsın üç ay simit çay yaşayalım; yeter ki Ali o topu tutsun, o güneş de o bacası yamuk evin üstüne en parlak sarıyla doğsun
Sınıf 1-A’ya Hoş Geldiniz, Cüzdanlar Masanın Üstüne!
Ali Hamdi KAHVECİ
Yorumlar