Yarın sabah yine okul zilleri çalacak…
Kimi çocuk, hayatında ilk kez o zilin sesini duyacak. Küçücük ellerinden tutan annesinin ya da babasının yanında, belki biraz heyecanlı, belki biraz ürkek, okul kapısından içeri girecek. Kimi öğrenci yıllardır tanıdığı sırasına oturacak, arkadaşlarına kavuşmanın sevincini yaşayacak. Kimi genç ise üniversitenin kapısından içeri adım atarak çocukluğundan gençliğine, öğrencilikten hayata doğru yeni bir yolculuğa başlayacak.
Aslında yarın sadece okullar açılmayacak.
Hayatın yeni bir sayfası açılacak.
Çünkü okul, yalnızca matematiğin, fiziğin, tarihin, edebiyatın öğrenildiği bir bina değildir. Okul; insanın kendisini tanımaya başladığı, dünyayı anlamlandırdığı, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğrendiği, dostluğu, paylaşmayı, sorumluluğu ve mücadeleyi deneyimlediği hayatın en önemli duraklarından biridir.
İlkokulda elimize kalemi tutmayı öğretirler.
Ama aslında bize hayatta ilk cümlemizi kurmayı öğretirler.
İlk öğretmenimizin sesi, çoğu zaman yıllar geçse de hafızamızdan silinmez. Bir harfi doğru yazdığımızda duyduğumuz o küçük övgü, bir problemi çözdüğümüzde yaşadığımız sevinç, ilk arkadaşımızla paylaştığımız kalem, ilk teneffüste kurduğumuz oyun…
Bunların hiçbiri müfredatın içinde yazmaz.
Ama insan hayatının en kalıcı dersleri bazen tam da bunlardır.
Sonra ortaokul ve lise yılları gelir. Çocukluk yavaş yavaş geride kalırken insanın dünyası büyümeye başlar. Arkadaşlıklar daha derinleşir, hayaller çoğalır, insan kendisine “Ben kimim?” ve “Hayatta ne olmak istiyorum?” sorularını sormaya başlar.
Üniversite ise başka bir kapıdır.
İnsan artık sadece ders öğrenmez; kendi kararlarını vermeyi, farklı insanlarla aynı dünyayı paylaşmayı, farklı düşüncelere tahammül etmeyi ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenir. Üniversite, meslek edinmenin yanında insanın dünyaya bakışını da şekillendirir.
İşte eğitim dediğimiz şeyin asıl gücü burada ortaya çıkar.
Çünkü eğitim, insana yalnızca ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini de öğretmelidir.
Diploma elbette önemlidir. Meslek önemlidir. Bilgi önemlidir. Fakat iyi eğitim, bütün bunların ötesinde insanın karakterine dokunmalıdır.
İyi eğitim; bilgiyi vicdanla, aklı ahlakla, başarıyı sorumlulukla buluşturabilmektir.
Çünkü okuldan çıkan her çocuk yalnızca bir öğrenci değildir.
O çocuk, yarının öğretmeni, doktoru, mühendisi, hâkimi, sanatçısı, esnafı, bilim insanı, yöneticisi, anne ve babasıdır.
İşte bu yüzden eğitim, bir ülkenin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken bütün çocuklarımıza ve gençlerimize başarı, sağlık ve güzel dostluklar diliyorum.
Onları yetiştiren öğretmenlerimize sabır ve kolaylıklar diliyorum.
Okul Zili Çalarken: Hayata Açılan Kapı
Öğr. Gör. Dr. Saim Alper AYAS
Yorumlar