24.06.2019, 10:12

Hayatımın en mutlu günleriydi

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Bizleri Müslüman olarak yaratan, peygamber ve sahabe sevgisiyle donatan, Mevla Teâlâ’ya sonsuz hamt olsun. Âşıkların gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedinde, Salât ve selam Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun.

 

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

 

Değerli okurlarım! Yıl 1990- İstanbul Güngören ilçesi, Söğütlü Cami inde görev yaparken, “Beyazıt camii imam hatibi merhum kurra hafız İsmail Biçer hocamdan öğrendiğim maharici huruf “ ilmini sizlerle paylaşıyorum.

 

Kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim Arapça bir kitaptır. Arap alfabesine göre yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in yazıldığı Arap alfabesinde, yer alan 28-harf vardır.  Beş azadan çıkmaktadır.

 

1-Genizden, 2-Dudaktan, 3-Boğazdan, 4-Dilden, 5-Ağız boşluğundan çıkmaktadır.

 

*Genizden iki tane harf çıkar: Mim ve nun harfleri.

*Dudaktan üç tane harf çıkar: Be-mim-vav-harfleri.

*Dilimizin üstünden üç tane harf çıkar: Cim-şin-ye harfleri.

*Dilimizin sağından veya solundan “ض “ harfi, çıkar. Bu harfi çıkarırken her zaman aynı tarafı kullanmamız lazım.

*Boğazdan, Ha,-Hı.-Ayın,-Ğayın,-

*Küçük dilin sonundan, gaf.-kaf, harfleri çıkar.

*Göğüsten.-He.-Hemze,- Diğer harflerin bir bölümüde ağız boşluğundan çıkar.

Her harfin manası farklı, yapısı farklı, olduğu gibi, ağızdan çıkış yerleri ’de farklıdırRahmetli hocam kendisinden meharici huruf dersi almaya gelen her öğrencisine Hafız mısın diye sorardı. Hafız değilse, hafız olmasını tavsiye ederdi.

 

Öğrencilerin ekseriyeti hafızdı. Bu derslere diğer illerden gelen arkadaşlarda vardı.

 

Öğrencilerin bir kısmı, cami görevlisi, bir kısmı kuran kursu öğrencisi, bir kısmı orta, lise ve yüksek tahsil yapan okul öğrencileriydi. İlk gelen öğrencisine İhlâs suresini okur musun derdi, öğrencisi ’de okurdu, Bu fakire de ihlâs suresini okutmuştu.

 

Bir arkadaş yine okumak için gelmişti onada ihlâs suresini okutmuştu ve arkadaşa şöyle deşmişti, bu okuduğun ihlas suresini muhafaza et bir gün size lazım olur. Biz bir mana verememiştik daha sonra anladık ki öğrenci işin orijinalini hocamdan öğrenince kendi seviyesini anlayacaktı.

 

Okumaya gelen her öğrencisine teyip getirmesini söylerdi, öğrenci ikinci gelişinde tayiple beraber gelirdi, hocamda öğrencinin tayibine harfleri “Şöyle okurdu. Bu birinci aşama, Allahu Ekber, diyerek bütün hafileri elif harfinden başlayarak “üsrün “esre “ötreyle, e- i- ü- diye bütün harfleri okurdu.

 

Bunu tekrar tekrar dinlemesini söylerdi. ( o tarihte hiçbir arkadaşta cep telefonu yoktu çünkü telefon piyasada yoktu ) Öğrencide hocamın okuduğu dersi teypten tekrar tekrar dinleyerek öğrenirdi.

 

Öğrenci derse ikinci gelişinde, tayibinde boş bir kasetle gelirdi. Ders halkasında Sırası gelen öğrenci dersine başlamadan önce kendi tayibini açar ona okurdu bu okumayı da hocam dinlerdi hataları hemen uygun bir şekilde söyler.

 

Öğrencide hocamın ikaz ettiği harflere ağırlıkta çalışırdı. Ders öğle ve ikindi namazından sonra başlardı, ders Mihrabın sağ tarafında hocamın hocası “Kurra” Hafız Abdurrahman gürses” kürsüsü var, bu kürsünün yanındaki kapıdan içeri büyük medrese var, ders namazdan sonra burada başlardı.

 

Medreseye giren öğrenciler hemen büyük bir ders hal akası yapardık, her öğrencinin teyibi yanında, kemali edeple diz üstü otururduk,

Hocam medreseye girer tebessümle selam verirdi, bizde selamına mukabelede yapardık. Rahmetli hocam çok mütevazı, alçak gönüllüydü, kendisine mahsus masa ve sandalyesinde oturmaz yerde otururdu.

 

Arkadaşlara kısa bir hal hatır sorar, hemen ilk sırada kim varsa, başlayın derdi her bir öğrenciyle teker teker ilgilenirdi, yeni derse başlayan arkadaşlar çok heyecanlanırdılar. Hocam sıkılan öğrencisine tebessüm ederek ha gayret heyecanlanmana gerek yok diyerek heyecanını yatıştırırdı.

 

Ders dinlerken hiçbir öğrencinin yüzüne bakmazdı, öğrenci tekrar derse gelişinde boş bir kasetle gelir, teyibini sesini açar hocama dersini okur hocam, hangi harflerde hata yapmışsa o harflerin tekrar çalışmasını söylerdi.

 

Bu ses kasette kalır öğrenci eve gittiğinde ağırlıkta hocamın uyardığı harflere çalışır. Hocamın onayından geçene kadar her bir öğrenci aynı derse devam ederdi.

 

Bu birinci aşama” hocamın onayından geçtikten sonra ikinci aşama başlar. Hocam öğrenci Kur’an-ı Kerime çıkana kadar her dersini kasete okurdu.

 

İkinci aşamaAllahu Ekber: diyerek, Yine elif den başlayarak bu sefer cezimli olarak, elif harfini be harfinden başlayarak, eb-İb-üb-et-it üt-..diye bütün harfleri bu şekilde öğrencinin tayibine okurdu.

 

Öğrenci yine birinci şıktaki gibi, dersi aynen kasetten hocamın dersini dinleyerek tekrar ederek öğrenir. Bu ikinci derste hocamın onayından geçtikten sonra. Hocam-Üçüncü aşamayı yine kasete okurdu. Allahu Ekber: diyerek, şeddeli olarak elif harfinden başlayarak. Ebbe-İbbe-Übbe- diye yine bütün harfleri okur, bunuda öğrenci öncekiler gibi kasetten dinler.

 

Hocam bunada onay verdikten sonra Subhaneke duasından başlayarak devam eder. Dualarda bittimi Eüzü besmele çekilerek Fatiha Suresi okunur.

 

Arakasından İhlâs Suresinden başlayarak her bir öğrenci ister hafız olsun ister olmasın 30. cüzün hepsini hacımızın önünde ders olarak okurdu.

 

Mülk Suresi, kıyame suresi, Fetih surei,,Yasin surei, haşır haşır suresinin son ayetleri, Bakara suresinin son iki ayeti (yani amenerresülü.) Ayetelkürsi-den sonra, hocamız bu aşamaya gelen öğrenciye ayın duraklarından başlayabilirsin derdi.

Kuran-ı Kerimde duraklar vardır. Bunlardan birtaneside ayın

 

ع” harfi durağıdır. Ayın durakları mevzu başıdır ayın durağından başlanır yine ayın durağında bitirilir,”

 

Öğrencide ayın durağından ayın durağına başlayarak dersini ona göre yapardı. Bu fakirde ayın durağına kadar gelmiştim, gün görende görev yapıyordum” yıllarca iki dolmuşla Beyazıt camiine gittim, Güngören’den bir dolmuşla top kapıya kadar giderdim, top kapıdan belediye otobüsüne biner Beyazıt giderdim.

 

Bazen zamanım olursa teyp elimde yürüyerek de giderdim, yolda yürürken harflerinde kendi kendime okurdum. (Hey gidi günler hey)

Hayatımın en mutlu anlarıydı bu zaman dilimleri. 

 

Çünkü aşkla ve şevkle gidiyordum Kıraat okumaya, Kutsal kitabımı düzgün okumaya, hemde Kurra Hafız İsmail biçerden bu benim için en büyük nimeti rabbimin bana ihsanıydı.

 

Güzeller güzeli “Sizin en hayırlılarınız Kuran-ı Kerimi öğrenen ve onu öğretendir. ”buyuruyor. Bu uzun vadeli sabırla kazanılan bir ilim. Bu iş tamamen farklı gönül işi, aşk olmadan meşk olmaz.

 

Kur’an-ı Kerime âşık olmak, Hz. Cebrail (a.s.) Kur’an-ı Kerim’i Efendimiz (sav) tecvitli ve maharîci huruflu bir şekilde kureyş lehçesine göre getirdi.

 

Rahmetli hocamız Öğle ikindi namazında sonra aşır şerif okurdu. Bizde hemen teyiplerimize kayıt yapardık o hocamın güzel sesinden Kuranı Kerim tilavetini eve gittiğimizde aşkla dinlerdik.

 

Yıllar böylece ilim irfan yolunda ömür su gibi akıp gitti. Allahu Tealaya sonsuz şükürler olsun.

 

Emekli oldum Sakarya merkezde oturuyorum.

 

Rabbim Kur’an’ı Kerimin nurlu yolundan ayırmasın.

 

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

Yorumlar (0)
0
hafif kar yağışlı