Geçtiğimiz günlerde bir konuşma esnasında şöyle bir konuşma geçti: "Yapay zekâ su tüketiyor!” konuşmanın devamını dinlerseniz, sanki ChatGPT ya da arkadaki devasa algoritmalar sabah uyanıp birer bardak soğuk su içiyormuş, yakıt olarak su tüketiyormuş gibi bir düşünce var. Günümüz medyasının (ve insanlarımızın) en sevdiği şey; yeni ve popüler olan ne varsa, onu distopik bir canavara dönüştürüp üzerimize salmak.
Peki, mevzu tam olarak nedir? Gerçekten yapay zekâ kodları arkalarında kurak bir dünya mı bırakıyor, yoksa yine büyük bir enformasyon çarpıtmasıyla mı karşı karşıyayız?
Şimdi bu “Data Center” kapısını biraz aralayalım.
Makineler Susamaz, Sadece Isınır
Öncelikle şu temel ayrımı netleştirelim: Yapay zekâ modelleri suyu bir yakıt ya da hammadde olarak tüketmez. Mesele, bu modellerin üzerinde çalıştığı veri merkezleridir (data center). Milyarlarca parametreyi saniyeler içinde işleyen o devasa işlemciler, inanılmaz elektrik enerjisi harcar ve doğal olarak ısınır. (basit matematik para/çokomel eğrisi gibi…..)
İşte su, tam olarak burada devreye giriyor: Soğutma sistemlerinde.
Yani yapay zekanın "su tüketimi" dediğimiz şey, aslında o devasa bilgisayarların beynini serin tutmak için kullanılan soğutma kulelerinden ibaret. Üstelik bu suyun büyük bir kısmı, kapalı devre sistemlerde veya doğal su döngüsü içerisinde buharlaşarak atmosfere geri döner; yani uzay boşluğuna fırlatılıp yok edilmez. Gezegenin su döngüsünün bir parçası olarak kalmaya devam eder. (günlük hayatta kullandığımız laptop ve desktop bilgisayarlar hava soğutmalıdır ısındığında ses yapan sistemlere sahibiz ama yüksek iş yükü gerektiren büyük desktop sistemlerde yine sıvı soğutma kullanılır bu sistemin içerisindeki sıvı bir kalorifer sistemi gibi döngü içerisindedir.)
Zaten Her Gün Tükettiğimiz "Web" Ne Olacak?
Hepsinden öte, beni bu tartışmada en çok kuran şey ikiyüzlülük: Yapay zekâ hayatımıza girmeden önce internet havayla mı çalışıyordu?
Bugün Instagram’da saatlerce kaydırdığın Reels videoları, Netflix’ten yüksek çözünürlükte izlediğin diziler, bulut sisteminde sakladığın binlerce fotoğraf... Bunların tamamı zaten yıllardır o devasa veri merkezlerinde barındırılıyor. Hepsi de aynı soğutma sistemlerini, aynı suları kullanıyor.(ama bunlar bizim konfor alanımız olduğu için su tüketmez bizim distopyacılarımıza göre ^^ )
Yani yapay zekâ su tüketimini sıfırdan icat etmedi; sadece hâlihazırda çalışan ve büyüyen dijital altyapının üzerine yeni bir işlem yükü getirdi. "Yapay zekâ dünyayı susuz bırakıyor" diyenlerin, günde 5 saat kedi videosu izlerken arkada dönen sunucuların ne kadar su harcadığından haberi olmaması ironik değil mi?
Heeee bir de şu "kripto madenciliği" çılgınlığı var ki, tam evlere şenlik. Ortada somut hiçbir üretim yokken, tamamen dijital spekülasyon üzerine kurulu bu sözde ekonomiyi ayakta tutmak için koskoca ülkelerin harcadığı elektrik ve soğutma sularına yıllardır kimsenin gıkı çıkmıyordu. Yapay zekanın insanlığa sunduğu bilimsel ve felsefi potansiyelin yanında, sırf havadan para yaratmaya çalışan bu dijital madenciliğin gezegene kestiği gerçek fatura çok daha absürt kalıyor.
(yani bir tarafta sözde oluşturulmuş ve tamamen spekülasyon üzerine kurulu bir ekonomi diğer yanda insanlığın çözemeyeceği uzun yıllar alabilecek sorunları kısa sürede çözme potansiyeli olan bir teknoloji var ama suçlu bizim işimize yarayacak olan yerseniz………)
Gerçek Tüketim Gardırobumuzdaki ve Tabağımızdaki “Gizli” Kuraklık
Perspektifi biraz genişletelim ve yapay zekaya vurulan bu çevreci kırbacı, gerçekten su tüketen sektörlere doğrultalım. Mesela tekstil endüstrisi.
Sadece üzerimize giydiğimiz tek bir pamuklu tişörtün üretimi için tarladan vitrine kadar yaklaşık 2.700 litre su harcanıyor. Tek bir kot pantolon için bu rakam 10 bin litreye kadar çıkıyor. Üstelik bu su, tekstil boyaları ve kimyasallarla kirletilerek su döngüsüne "zehir" olarak geri bırakılıyor.
Hadi gardırobumuzu geçtim, her gün hiç düşünmeden tükettiğimiz gıda ve hayvancılık endüstrisine ne demeli? Tabağımıza koyduğumuz sadece 1 kilogram kırmızı etin arkasında, o hayvanın yeminden çiftlikteki bakımına kadar tam 15 bin litre su gizli. Sabahları ayılmak için keyifle yudumladığımız tek bir fincan kahve bile daha çekirdek aşamasındayken 140 litre su tüketiyor. Sunucu odalarını soğutan ve doğaya buhar olarak geri dönen saf suyun döngüsüyle, bu sektörlerin doğrudan tükettiği ve geri dönüşü olmayan şekilde kirlettiği su kaynaklarını aynı kefeye koymak ne kadar adil?
Körü Körüne Savunmak Değil, Doğru Tartışmak
Elbette buradaki amacım teknolojiyi körü körüne, fanatikçe savunmak değil. Yapay zekâ devasa bir güç ve evet, bu gücün yarattığı karbon ayak izi ile enerji/su ihtiyacı gelecekte bir kriz doğurabilir. Teknoloji devlerinin (Google, Microsoft, OpenAI) veri merkezlerini daha az su tüketen, sıvı azot veya kapalı devre hava soğutmalı yeşil enerjili sistemlere geçirmesi şart. Bu, ekolojik bir zorunluluk.
Ancak ortadaki problemi doğru teşhis etmek zorundayız. Sorun yapay zekanın kendisi değil; insanlığın durdurulamaz enformasyon ve tüketim açlığıdır.
Şimdi popülist çok bilmiş manşetlerinizi bir kenara bırakın ve tekrar düşünün:
Gezegeni tehdit eden şey gerçekten insanlığa yeni ufuklar açmaya çalışan yapay zekanın soğutma suyu mu; yoksa her sezon yenisini aldığımız tişörtler ve arkasını hiç düşünmeden tükettiğimiz dijital konforumuz mu?
Ya da daha net ve sert sorayım:
Sığ, popülist, çok bilmiş söylemleriniz ve içi boş sansasyonel düşünceleriniz nihayet bittiğinde; belki geleceğe doğru rasyonel bir gözle bakmayı başarabiliriz. O gün ne zaman gelir?
Neyse... O gün geldiğinde görüşmek üzere.