SİRKE’NİN BİTE OLAN YOLCULUĞU

Abone Ol

Anadolu'nun kimi köylerinde derler ki; saçın dibine tutunan sirke, vakti gelince çatlar, yavşak olur. Yavşak biraz büyür, ortalığı tanır, başın üzerinde dolaşır, sonra da bit olup yerini sağlamlaştırır. Yani her bit bir zamanlar yavşaktı, her yavşak da bir zamanlar sirke. Kaderin cilvesi işte; küçücük bir sirke olarak başlayan yolculuk, gün gelir insanın başına dert kesilir. Yaşlılar bu yüzden "Sirkede gördüğünü hafife alma, yarın başına bit olur" diye öğüt verirler.

Yavşak her ne kadar biyolojide bir parazitin adı olarak geçse de yavşaklık insan ilişkilerinde okulu olmayan ama pek çok ustasını bulabileceğimiz bir sanat dalıdır. İnsanlık tarihi bu alanda çok büyük ustalar yetiştirmiştir. Yavşaklık, doğuştan gelen bir yetenek midir yoksa sonradan mı öğrenilir, bilim dünyası hala bu soruya net cevap verebilmiş değildir. Ancak yapılan gözlemler göstermektedir ki uygun ortam oluştuğunda olağanüstü bir gelişim gösterebilmektedirler. En dikkat çekici özellikleri ise omurgasını mevsim şartlarına göre ayarlayabilmesidir. Dün “ağabeyim sensin” dediğine bugün “zaten çok samimi değildik” diyebilir. Bu dönüşüm hızını bukalemun bile kıskanır.

Yavşağı tanımak aslında kolaydır. Odaya girdiğinde ilk baktığı şey insanın yüzü değil makamıdır. Selamın sıcaklığı, muhatabın unvanıyla doğru orantılıdır. Yavşakların fikri yoktur demek haksızlık olur. Vardır. Hatta günde üç-dört tane vardır. Sabah başka, öğlen başka, akşam başka. Hafızaları hayranlık uyandıracak kadar seçicidir. İşin ilginç tarafı kendilerini çok zeki sanırlar. Herkesi kandırdıklarını, herkesin saf olduğunu düşünürler.

Yavşaklık cesaret de istemez. Çükü fikir sahibi olmak risklidir, karakter sahibi olmak bedel gerektirir. Bir yavşağa “Dik dur.” demek de pek sonuç vermez. Çünkü o bunu fiziksel bir tehdit olarak algılar. Haksızlığa uğrayanın yanında değil, kazananın yanında durur. Haklıyı değil güçlü görüneni alkışlar.

Ne var ki tarihin ve hayatın garip bir adaleti vardır. İnsanlar zekayı unutabilir, serveti kaybedebilir, makamı devredebilir, fakat kimin adam gibi durduğunu kimin yavşaklıkta usta olduğunu unutmazlar. İnsanlar ne dediğinizi değil zor zamanalar da nasıl davrandığınızı hatırlar. Ve günün sonunda bazıları arkasında haysiyetini bırakır.

Velhasıl, adam olmak zordur. Emek ister omurga ister bazen bedel ödemeyi gerektirir. Eskiler, “adamlık zor zanaattır.” derdi. Gerçekten de öyledir. Çünkü adamlık kimse bakmazken de doğru kalabilmektir. Yavşaklık ise seyirciye göre rol değiştirmektir. Biri haysiyet ister, diğeri sadece fırsat kollayan bir çeviklik….

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }