Şiir Artık Bizim Dilimizde: Orhan Veli’ye Bir Selam

Abone Ol

Şiir Artık Bizim Dilimizde: Orhan Veli’ye Bir Selam

​Eskiden şiir dediğin öyle herkesin harcı değildi; süslü kelimeler, ağır tamlamalar, anlaşılması zor kafiyeler gerekirdi. Sonra bir adam çıktı, elinde bir kadeh rakısı, cebinde bir parça kağıdıyla her şeyi değiştirdi: Orhan Veli Kanık.
​Orhan Veli, şiiri o yüksek kulelerden indirip tam sokağın ortasına, fırın kuyruğuna, vapur iskelesine bıraktı. "Şiir dediğin nasır sızısından da bahseder, bedava yaşıyoruz diye dert de yanar" dedi. Onun mısralarında ne padişahlar vardı ne de ulaşılmaz aşklar. Onun mısralarında biz vardık; yani hilesiz, hurdasız, dümdüz insan.
​Süleyman Efendi’nin nasırını anlattığında bazıları dudak büktü. "Böyle de şiir mi olur?" dediler. Ama halk o şiiri öyle bir sevdi ki, çünkü ilk defa biri çıkıp onları kendi dilleriyle anlatıyordu. Okumuşu da, işçisi de, emeklisi de aynı samimiyette buluştu.
​Bugün İstanbul’u dinliyorsak gözlerimiz kapalı, ya da "Bedava yaşıyoruz" diye bir iç geçiriyorsak, hepsi onun sayesindedir. O bize şunu öğretti: En büyük sanat, en basit olandır. Karmaşık cümlelere gerek yok; hayatın kendisi zaten en güzel şiirdir.
​Teşekkürler Orhan Veli; şiiri bizim soframıza meze, cebimize harçlık yaptığın için.

Elinde nasırlı ellerin davası,
Cebinde bir parça kağıt, bir kalem.
Yıktı sarayları, attı taklayı,
Şiiri sokağa indirdi o adam.
​Ne vezin bıraktı, ne ağır ağdalı söz,
"Süleyman Efendi" dedi, sustu koca dünya.
Bir martı kanadında İstanbul’u izlerken,
Daldı gitti gözleri kapalı hülyaya.
​Hava bedava dedi, bulut bedava,
Yoksulun neşesini kattı mısraya.
Eski köye yeni adet getirdi ama,
En çok o yakıştı bu garip dünyaya.
​Ayağındaki delik ayakkabıyla,
Yürüdü Rumelihisarı’na doğru.
Şiir artık bizimdi, halkın dilinde,
Orhan Veli’ydi bu yolun en doğru yolu

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }