Sıfır Hata, Periler ve Parlayan Tepem

Abone Ol


Geçenlerde bir dostun afili bir yazısına denk geldim. Tutturmuş bir "sıfır hata", bir "senkronizasyon" gidiyor. Yok efendim hayat sisli bir derleme süreciymiş de, yok arka planda işlemler varmış da frekans tutunca veri gecikmesi sıfıra inermiş.
Kardeşim, senin o "beklenmedik dış frekans" dediğin, ay başında maaşın iki gün erken yatması olmasın sakın?
Hayat gürültülü diyor yazarımız. E tabii gürültülü olacak. Sokakta seyyar satıcı, kahvede okey taşlarının şakırtısı, vapura yetişme telaşı... Öyle sistem çökünce ya da doğru "değişken" gelince aniden dağılan şiirsel bir sis yok bizim buralarda. Sisin dağılması için en fazla poyraz esmesi lazım, o da adamı çarpar, lüzumsuz yere nezle yapar.
Bir de masum masum sormuş sonunda, "Peri masallarına inanır mısınız?" diye.
İnanırım elbet, niye inanmayayım? Mesela Bakkal Süleyman Efendi'nin benim veresiye defterini bir gün yanlışlıkla sobaya atıp yakacağına dair şahane bir masalım var; her gece ona inanarak uykuya dalıyorum. Ya da kunduramın altındaki deliğin yağmurlu havada su almadığı o "kusursuz senkronizasyon" anına inanmayı çok isterdim doğrusu.
Yazarın hakkını da tamamen yemeyeyim, "Sağlık sorununuzun olmaması büyük kusursuzluk değil midir?" demiş. Bak orada dururum, haklı. Ama benim şu günden güne açılan tepe ne olacak o zaman? Kelliği sistemin neresine şikayet edeceğiz? Kodla, yazılımla geri gelmiyor ki o lavaboya dökülen teller. Sabah aynaya her baktığımda kafamdaki o parlama 'çalışma zamanı' falan dinlemiyor, doğrudan basıyor hatayı beynime. İnanır mısın, kışın rüzgar estiğinde o ayazın kelime çarpıp beynime ulaşmasındaki gecikme süresi gerçekten sıfır!
Hasılıkelam, afili laflar bunlar, güzel laflar. Zihnin çorak blokları arasından taze filizler falan yeşertmişsin, perilerle o uyumu bulmuşsun, ne mutlu sana. Bizim hayatımıza dışarıdan giren tek sert "değişken", genelde ev sahibinin yaptığı insafsız kira zammı oluyor.
Sen amasız fakatsız berraklığı yakaladıysan, o "iyi ki" dediğin masalın tadını çıkar. Ama bir ara şu bizim mahalledeki çayhaneye gel de, sana iki bardak demli çay ısmarlayayım. Şu "sıfır gecikmeli senkronizasyonu" bir de karşılıklı, simit yerken senin ağzından dinleyelim.
Belli mi olur, senin o bahsettiğin taze filizlerin hatrına belki dinlerken benim şu kel tepemde de iki tel saç yeşerir.

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }