Mağara Duvarından Dijital Ekranlara: Neden Buradayız?

Abone Ol

Neden Buradayız?


İnsan, anlatılmak ve anlaşılmak isteyen bir canlı. Tarihin en eski mağara duvarından bugünkü dijital ekranlara kadar değişmeyen tek bir şey var: Hikâye anlatma arzusu. Ben bu köşede size "üstten bakan" bir eleştirmen edasıyla seslenmeyeceğim. Daha çok, sevdiği bir pasajı altını çizerek arkadaşına uzatan o heyecanlı dostunuz olmaya gayret edeceğim. Bazen klasiklerin koridorlarında kaybolacağız, bazen de yeraltı edebiyatının isyankar fısıltılarına kulak vereceğiz.
"Edebiyat, hayatın eksik parçalarını tamamlayan o muazzam yapbozdur."
Her hafta bu yapbozun bir parçasını birlikte yerine oturtmaya ne dersiniz? Kimi zaman bir yazarın yaşam öyküsündeki hüzne ortak olacak, kimi zaman da dilin imkanlarıyla oyunlar oynayacağız.
İlk buluşmanın günahı olmaz derler; eğer bu yazı size şu an elinizdeki işi bir saniyeliğine bıraktırıp, rafa bakıp "Sahiden, benim hikâyem nerede başlıyor?" dedirtebildiyse, ilk hedefimize ulaştık demektir.
Sizinle bu satırlarda buluşmak, kelimelerin köprüsünden geçip zihninizin misafiri olmak benim için bir onur. Yolculuğumuz uzun, yükümüz sadece kitaplar olsun.
Sizin için küçük bir başlangıç yapalım mı? Şu an masanızın üzerinde duran veya en son okuduğunuz kitabın adını ve size hissettirdiği tek bir kelimeyi benimle paylaşmak ister misiniz?

Günaydın Sayın Okuyucu
Merhaba efendim, merhaba!
Yine düştük yollara,
Elimizde bir akbil, gönlümüzde bin hayal.
Siz bakmayın benim böyle dertli durduğuma,
Aslında en çok ben severim bu keşmekeşi.

Şu köşedeki simitçiyi görüyorsunuz ya,
Hani her sabah selam verdiğiniz;
Onun susamları kadar çoktur benim aklımdakiler.

Ama ne çare,
Hepsini bir kağıda sığdırmak zor.
Bakın, bir çocuk uçurtma uçuruyor betonların arasında,
İpini de tutmuş sıkı sıkı.

Mesele o ipi bırakmamakta,
Yoksa gökyüzü her zaman orada, biliyorsunuz.
Biliyorum, faturalar kabarık,
Yüzler biraz asık bugünlerde.

Ama bakın, güneş hâlâ bedava dağıtıyor ışığını,
Üstelik vergi de istemiyor kimseden.
Yazacak çok şey var aslında;
Siyaset, ekonomi, şu bu...
Ama bugünlük benden bu kadar.

Bir çay koyun kendinize,
En koyusundan, en demlisinden;
İçine de bir parça huzur atın,
Benden olsun.

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }