Her Şey Normalmiş Gibi

Abone Ol

Bazı günler var; güneş aynı yerden doğar, çocuklar aynı saatte okula gider, sokakta aynı sesler duyulur… Dışarıdan bakınca her şey olması gerektiği gibidir. Rutindir. Sıradandır. Hatta güven vericidir.

Ama bazı günlerin içinde, görünmeyen bir ağırlık taşınır. Kimsenin yüksek sesle söylemediği, ama herkesin içten içe hissettiği bir şey vardır. Ve biz çoğu zaman o ağırlığın üstünü “her şey normalmiş gibi” davranarak örteriz.

Son günlerde yaşanan bazı olaylar, özellikle çocukların bulunduğu alanlarda yaşanan sarsıcı durumlar, hepimizi bir kez daha aynı sorunun içine çekti:

Biz ne zaman “normal” demeyi öğrenip, içimizdeki alarmı susturduk?

Bir okul sabahını düşünelim…

Zil çalar, çocuklar sınıflara girer, öğretmenler yoklama alır. Defterler açılır, ders başlar. Tahtada yazan konu ne olursa olsun, aslında görünmeyen bir başka ders daha vardır: Güvende miyiz?

Bu soruyu çocuklar sormaz belki ama hisseder. Bir bakıştan, bir tondan, bir sessizlikten…

Ve biz yetişkinler çoğu zaman bu hissi fark ederiz ama günlük hayatın hızına, işlerin yoğunluğuna, “abartmayalım” cümlesine bırakırız.

Oysa “her şey normalmiş gibi” yapmak, en tehlikeli alışkanlıklardan biridir. Çünkü normalleştirdikçe, duyarsızlaşırız. Duyarsızlaştıkça da küçük işaretleri kaçırırız. Küçük işaretler büyür, büyüdükçe de “nasıl oldu?” sorusu gelir.

Bir eğitimci gözüyle baktığımda şunu görüyorum: Çocuklar sadece bilgiyle değil, güvenle öğrenir. Bir ortamda kendini güvende hissetmeyen çocuk, matematikte de, okumada da, hayatta da tam olarak “öğrenme” haline geçemez. Çünkü zihnin en temel ihtiyacı önce “güvendir”.

Bir anne gözüyle baktığımda ise daha basit bir şey görüyorum:

Çocuğunun gözünün içine bakıp “bugün güvendeydin değil mi?” sorusunu sormak isteyen ama bazen kelime bulamayan insanlar.

Belki de en çok burada durmamız gerekiyor.

Soru sormaktan vazgeçtiğimiz yerde, alışmaya başlıyoruz.

Alışmak ise en sessiz tehlikedir.

Toplum olarak büyük cümleler kurmayı seviyoruz: düzen, sistem, önlem, protokol… Bunların hepsi kıymetli elbette. Ama bazen en etkili önlem, bir çocuğun davranışındaki değişimi fark eden bir öğretmen bakışı; bir velinin “bir gariplik var” hissini ciddiye alması; bir yöneticinin “bu normal değil” diyebilme cesaretidir.

Çünkü bazı şeyler gerçekten normal değildir.

Ve biz onları normalmiş gibi gördüğümüzde, en çok da çocukların dünyasında bir şeyler sessizce değişir.

Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:

“Her şey normal mi?” değil…

“Biz neyi normalleştirmeye başladık?”

Cevap burada saklı olabilir.

Ve belki de en önemlisi;

Bazı şeyleri “normal” kabul etmeden önce durup yeniden düşünmeyi öğrenmek…

Çünkü bazen susmak, alışmak ve geçmek en büyük yanılsamadır.

Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak dileğiyle…

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }