Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!

Bismillahirrahmanirrahim,

Bizleri Müslüman olarak yaratan, peygamber ve sahabe sevgisiyle donatan, Mevla Tealaya sonsuz hamd olsun. Âşıkların gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedinde, Salât ve Selam sevgililer sevgilisine olsun.

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

Değerli okurlarım! Doğru olma hâli, ” dürüstlük, sıdk, sadakat, istikamet, hak” bir, hidayet anlamına gelen itikadî ve ahlâkî bir kavram. Allahu Teala’nın emrine ve kanunlarına uygun bir yol izlemek ve insanların haklarına riayet etmek demektir.

İman eden ve inancını hayata geçiren doğru insan, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in en güzel ahlâkını örnek alır.

Kur'ân-ı Kerim, doğruluğa dair birçok ayet ihtiva eder”Sıdk, istikamet; hidayet gibi çeşitli türevleri olan doğruluk, ahlâkî vasıfların tümünü kendinde toplar.

Özünde Allah Teâlâ’ya meleklere, âhirete, kitaplara, peygamberlere inanan, mallarını akrabaya, yetimlere, yoksullara harcayan, namaz kılan, zekât veren, oruç tutan, sabreden, sözünde duran, cihat eden... Müminlerin bütün bu vasıfları doğruluk hâlinin tezahürleridir.

"Âlemlerin Rabb'i Allah'a hamdolsun, Rahman'dır, Rahîm'dir. Din gününün sahibidir. Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Nimet verdiğin kimselerin yoluna” (Fâtiha Suresi, 1-6)

Ayetleriyle başlayan Kur'ân-ı Kerim, doğruluk yolunu ve bunun aksini sapmışların yolu olarak çeşitli ayetlerle açıklar. O'na kulluk etmek, doğruluğun ve doğru yolun ta kendisidir.

Allah, (c.c.) O'na inananları ve yoluna yapışanları rahmet ve lutfa mazhar eder, onları doğru yola iletir. Öğüt alanlar için ayetleri Allahu Teâlâ geniş açıklamıştır.

Mevla Teâlâ müminlerin kendisinden korkmalarını ve ölçüyü doğru tutmalarını emretmektedir. Sözünde doğru olması için uyarılan müminler, doğrulukları karşılığında cennet'e gireceklerdir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Doğruluk, en iyi, takva hâlinde gerçekleşebilir.

"Doğrularla beraber olun" (Tevbe Suresi 119) Buyrulması, bu kavramın toplumsal oluşuna delâlet eder.

Doğruluk bir misaktır, kulluk ahdidir: Ahde vefa ve sadakatın mükâfatı hem dünyada hem âhirette verilecektir. Sıddıkların özellikleri ana hatlarıyla açıklanmıştır.

Bunlar; sabır, itaat, infâk, istiğfar, ihlâs, takva, hayâ, emanet gibi özelliklerdir.

Doğruluğun karşısında yalancılık, bâtıl, dalâlet gibi özellikler bulunmaktadır. Muttakiler asla yalan söylemezler.

Hz. Peygamber, (s.a.v.) "el-Emîn" olarak tanınmıştı. Yalancılık ise, insanın günlük hayatta söz ve davranışlarında doğruluktan uzaklaşması anlamına gelir.

Efendimiz (s.a.v.) şu hadisi, Şerifinde “Münafığın alâmeti dörttür.

1- Konuştuğu zaman yalan söyler

2- Söz verdiğinde sözünden döner

3- Kendisine bir emanet bırakıldığında emanete hıyanet eder

4-Haksız oldu halde haklı olmaya çalışır

 Bu hadis de gösteriyor ki, sadece sözlerimizde değil; işlerimizde, duygu, düşünce ve niyetlerimizde de dürüst olmamız gerekiyor,

Doğruluğun,” vahyi” temellerinin anlaşılmasından sonra, düşüncenin eyleme geçirilmesinde en başta dile hâkimiyet gelmektedir.

Dil, düşüncenin iletim vasıtasıdır. Müminler söz söylerken doğruyu söyler, gereksiz yere konuşmaz, kötü söz söylemezler; ya hayır konuşurlar yahut susarlar.

Doğrulukdüşüncede, sözde, niyette, iradede, azimde, vefâ ve amelde doğruluk şeklinde tezâhür eder. Bütün bunların kaynağı, “Kur'ân ve Sünnet'tedir”. Öte yandan, düşünce ve eylem birliği doğruluğun esasıdır.

Düşüncede ve inançta tam manasıyla İslâm'a yönelmedikçe ve İslâmî hükümlere teslim olunmadıkça davranışların doğru olması mümkün değildir.

Doğru olan ahlâk Kâinat’ın en güzeli (s.a.v.) ahlâkıdır; bunun dışında doğru bir yol yoktur. Rasûlullah (s.a.s.) "dosdoğru ol" mesajı ile "Hûd suresi beni kocattıdiye buyurarak doğruluğun önemini ve insana yüklediği sorumluluğu ifade etmiştir.

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! (Hud Suresi, 112,)  “Sen Ey Habibim,! Sen ve seninle beraber tövbe edenler “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” diyor.

Biz doğru olacağız. Eşimize, dostumuza, herkese karşı dosdoğru olacağız. Doğruluğu kendi anladığımız gibi değil, Emrolundumuz gibi, doğru olacağız. ”Doğruluğu Allah (c.c.) emri doğrultusuna yapmasak”, her şahsa göre doğrular ortaya çıkar. .

Bir sahabi Hz. Peygamber'e (s.a.v.) "Ya Rasûlullah bana İslâm'ı öyle tanıt ki, senden başka birine sorma ihtiyacını duymayayım" deyince, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol." (Müslim, İman,)

Doğruluk her ne kadar seni öldürse bile ondan ayrılma”  ( Hz. Ömer (r.a.)

“Özü doğru olanın sözüde doğrudur” (Hz Ali (r.a.)  

“ Doğru söyleyip, zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir" (Sadi Şirazi.)

Âlemlerin efendisi (s.a.v.) buyuruyor: "Doğruluk insanı iyiliğe yönelir, hayırlı işlerde cennet'e kılavuzluk eder. Bir kimse, doğruluğu prensip edinirse sıddîk olur. Yalancılık da insanı kötülüğe ve fücura sürükler. Kötülük de çehennem'e götürür. Bir kimse yalancılığı prensip edinirse Allah (c.c) ın divanında kezzab (yalancı) defterine yazılır." (Tecrid-i Sarih,).

Sözümüz özümüze, özümüz işimi doğru olmadıkça, görünüşteki iyiliklerimiz ne dinî ne de ahlâkî bir değer taşır.

Çünkü Yüce Kitabımızın ifadesiyle Allah Teâlâ, “Gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da (fark etmeyecek), Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir.” Aynı uyarıyı, Efendimiz (s.a.v.) de “Ameller niyetlere bağlıdır”

Şeklindeki özlü hadisleriyle dile getirmiştir. Ragıb el-Isfahânî’ye göre, Doğruluk bütün iyi ve güzel şeylerin temeli, peygamberliğin dayanağı, takvanın meyvesidir.

Doğruluk olmasa dinlerin hükümleri anlamını kaybeder. Bir kimsenin yalanı huy haline getirmesi, onun insanlıktan çıkmasıyla aynı anlama gelir. Çünkü konuşma yeteneği sadece insanın özelliğidir.

Yalancı olarak tanınanların sözlerine güvenilmez; konuşması hiç kimseye fayda getirmez; konuşması faydasız olan ise hayvanlarla eşit duruma düşer.

Hatta anılan âlime göre- böyle biri hayvandan da kötüdür; çünkü hayvan (konuşamadığı için) diliyle faydalı olamaz; ama zarar da vermez, yalan konuşan ise başkasına faydalı olmadığı gibi üstelik bir de zarar verir.

Yüce Rabbim bizleri sözümüzde, özümüzde ve işlerimizde doğruluktan, dürüstlükten ayırmasın.

 

Günün Duası:

Eyyy nefis! Bir ezanla geldin bir selayla gidersin.

Ölüm senin peşinde. Ya sen neyin peşindesin.

Ahiret yüzünü çevirmiş bize doğru geliyor.

Dünya ise sırtına bize dönmüş gidiyor.

Unutmayalım! Bugün amel var hesap yok,

Yarında hesap var amel yok.

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

YORUM EKLE