Belediye Çukuru, Ankara Rüzgârı ve Bir Garip Veda

Şiiri saraydan sokağa indiren Orhan Veli'nin trajik vedası, sıradan insanı kucaklayan ölümsüz mirası ve ardından yazılan ağıt üzerine dokunaklı bir yazı.

Abone Ol

​Bundan tam yetmiş küsur yıl önce, Ankara’nın loş bir sokağında, belediyenin açtığı o meşhur çukura düşen sadece bir adam değildi; Türk şiirinin "aklı bir karış havada" gezen, pabuçları yırtık ama ruhu imparator saraylarından zengin çocuksu masumiyetiydi. Orhan Veli Kanık, o çukurdan çıktığında başı ağrıyordu. Birkaç gün sonra ise o ağrı, Türk edebiyatının en derin sızılarından birine dönüştü.
​Nasırın ve Sokağın Şairi
​Orhan Veli, Türk şiirinin üzerine çöken o ağır, ağdalı ve aristokrat dumanı tek bir mısrayla dağıtmıştı: "Yazık oldu Süleyman Efendi’ye." Şiiri saraydan alıp meyhaneye, yüksek kürsülerden alıp mahalle kahvesine indiren oydu. Nasırı olan adamın acısını, sevdiği kızın elini tutamayan gencin mahcubiyetini, "bedava yaşadığımız" o hürriyeti anlattı bize.
​O öldüğünde;
​İstanbul bir rüyasını kaybetti.
​Garip Akımı öksüz kaldı.
​Sıradan insan, ilk kez kendisini bu kadar samimi savunan bir avukatı yitirdi.
​Şiir Ceketinin Cebinde Kaldı
​Vefat ettiğinde cebinden çıkanlar, aslında onun hayatının özeti gibiydi: Bir diş fırçası, bir miktar kağıt ve o kağıdın üzerine karalanmış yarım bir şiir: "Aşk Resmi Geçidi".
​Hayatı boyunca mülkiyete, rütbeye ve debdebeye sırt çeviren bu adam; ölümüyle bile bir ironi sundu bizlere. Beyin kanaması geçirdiğinde doktorlar alkol koması sandılar; oysa o, hayatın kendisinden sarhoş, sokakların tozuna aşık bir adamdı. Ankara’da düşmüş, İstanbul’da -huzurunda uyuduğu o muazzam şehrin- kalbinde, Rumelihisarı'nda toprağa verilmişti.
​Orhan Veli Neden Yaşıyor?
​Bir şairin büyüklüğü, öldüğü gün değil, öldükten sonra kaç neslin diline pelesenk olduğuyla ölçülür. Bugün hâlâ:
​Denize bakıp "İçinde çalkalanan bir şey" hissedenler,
​"Beni bu güzel havalar mahvetti" diye hayıflananlar,
​İstanbul'u gözleri kapalı dinleyenler,
​Orhan Veli'nin hiç ölmediğinin canlı kanıtıdır.
​"Hiçbir şeyden çekmedi dünyada / Nasırdan çektiği kadar."
​Süleyman Efendi’nin nasırı geçti belki ama Orhan Veli’nin o samimi, o garip, o bizden sesi, Türkçenin rüzgârıyla kıyamete kadar esmeye devam edecek.
​Son Söz:
Onun gidişiyle şiirimiz biraz daha "çıplak" kaldı ama o çıplaklıkta gerçeği bulduk. Elinde nasır, ağzında ıslık, cebinde yarım kalmış bir şiirle geçen o "Garip" adamı rahmetle anıyoruz. Işıklar içinde uyu koca yürekli, küçük dertlerin büyük şairi.

Orhan Veli'ye ağıt -

Morgda açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince tenkafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar


Halim Şefik GÜZELSON

{ "vars": { "account": "UA-35875877-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }