Hepimiz eminim ki tesadüfleri severiz. Yolda yürürken birini görürüz ve “Aa, tesadüfe bak!” deriz. Tesadüfen karşılaşmalar ve karşılaştığımız durumlar bizi daima mutlu eder. Buna çok güzel bir örneğim de mevcut. Bir şarkıyı telefondan açıp ondan haz alabilirim ama o şarkıya radyoda denk gelirsem, ondan aldığım haz ve mutluluk hissi daha fazla artar. Bu durum hayatın en saf ve doğal hali sanki bu dünyanın bir “bug’ı” varmış da onu bulmuşsun gibi. İşte bu yüzden hayat tesadüfleri sever, insan da doğası gereği tesadüflere denk gelir. Ona karşı çıkmaya çalışmaz.
Belki de tesadüfleri güzel yapan şey, onları bizim planlamamış olmamızdır. Çünkü planladığımız şeylerin sonucunu aşağı yukarı biliriz. Nereye gideceğimizi, kiminle görüşeceğimizi, ne yapacağımızı önceden düşünürüz. Fakat tesadüfler böyle değildir. Onlar hayatın kontrolümüz dışında kalan küçük hediyeleridir.
Bazen yıllardır görmediğimiz bir insanla hiç beklemediğimiz bir yerde karşılaşırız. Bazen günlerdir aklımızda olan bir şarkı tam da o anda çalmaya başlar. Bazen de bir yere gitmek için verdiğimiz küçücük bir karar, hayatımızda hiç hesaplamadığımız başka bir karşılaşmaya sebep olur. İşin garip tarafı, o anların çoğunda bunun sadece bir tesadüf olduğunu düşünürüz. Fakat sonradan dönüp baktığımızda, “İyi ki o gün oraya gitmişim.” dediğimiz çok fazla an vardır.
Belki de insanın tesadüflere bu kadar anlam yüklemesinin sebebi budur. Çünkü tesadüfler bize hayatın tamamen bizim kontrolümüzde olmadığını hatırlatır. Her şeyi planlamaya çalışsak da hayatın kendi planı vardır. Biz bir yol çizeriz, hayat ise bazen o yolun tam ortasına hiç beklemediğimiz bir insanı, bir şarkıyı, bir cümleyi ya da bir anıyı bırakır.
Belki de tesadüflerin güzelliği gerçekten de anlamlarında değil, bize hissettirdiklerindedir. Bir anlığına dururuz, şaşırırız, gülümseriz ve hayatın aslında ne kadar beklenmedik olabileceğini fark ederiz.
Sonuçta hayat dediğimiz şey, büyük planlardan çok küçük karşılaşmaların toplamı olabilir. Belki de yıllar sonra hayatımızda önemli bir yere sahip olacak bir şey, bugün bizim için sadece küçük bir tesadüf olarak başlayabilir.
Bu yüzden ben tesadüfleri seviyorum. Çünkü tesadüfler hayatın bize “Her şeyi sen planlamıyorsun.” deme şekli gibi geliyor. Bazen kontrolü bırakmak, yolun nereye çıkacağını bilmeden yürümek gerekiyor. Çünkü hayatın en güzel hikâyeleri, çoğu zaman planladıklarımızın dışında başlıyor.
Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın